Türkiye'de İlk ve Tek Patentli Mini Basketbol Eğitimi...

Contacts

Pandemi Sonrası Eğitim ve Spor

Özel Çocuklarımız İçin Neler Yapılmalı?

Tüm dünyada aylardır koronavirüs ile mücadele ediliyor. Bugünlerde yapılan açıklamalar ve her gün yürürlüğe girmeye başlayan yeni düzenlemeler ile hayatı normalleştirme yolunda adımlar atılmaya başlandı. Bu normalleşmenin bizim doğru bildiklerimiz ve şimdiye kadar normal kabul ettiklerimizden biraz farklı olacağı ise kesin. Süreç boyunca standart eğitimini evden sürdüren çocuklarımızın bu duruma adapte olabilmesi için büyük uğraşlar verdik. Online eğitim, sınavlar, etkinlikler hem çocuklarımız için hem ebeveynleri için yepyeni bir tecrübe oldu. Yeni sistem büyük bir kesimi, çocuklarının eğitimden geri kalacağı ve yeterince öğrenemeyeceği düşünceleriyle korkuttu. Bu düşünce anlaşılabilir bir endişe olmakla birlikte bu durumu tüm dünyanın yaşadığını ve düzenin yeniden kurulduğunu, hayatın her zaman düz bir çizgide ilerlemediğini hatırlamak gerekir. Yapılması gereken, çocuğumuzun ihtiyaçlarına gerçekçi bir pencereden bakarak evden çıktığında dünyaya tekrar sağlıklı bir şekilde adapte olabilmesine yardımcı olmaktır. Milli eğitim bakanlığı tarafından okulların ve müfredatın, öğrencilerin hiçbir kaybı olmayacak şekilde düzenleneceği açıklandı. Eğitimi öğretmenlere gönül rahatlığıyla emanet edebileceğimiz bu yeni süreçte çocuklarımızın fiziksel ve bilişsel gelişimi için gerekli ortamları sağlamak ise ebeveynin görevi olacaktır. Arkadaşlarını, koşmayı, atlamayı özleyen çocuklarmükemmel adaptasyon özellikleri sayesinde tüm bunları hemen yapmak ve her yerde yapmak isteyebilirler. Fakat yeni-normal diye tabir ettiğimiz bu gelen düzende, verilecek kararlar ve tedbirler doğrultusunda, spor okullarının seçimi ve tatil faaliyetleri çocuklarımızın ruh ve beden sağlıkları açısından oldukça önemli olacaktır. Çocukların evde biriktirdikleri kaygıyı yöneterek düşürebilecek etkinliklerin yapılması; çocuğun mecburen sadece kendi büyüme seyri kadar gelişebildiği bu dönemden sonra, fiziksel gelişimini destekleyerek artırabilecek sportif faaliyetlerde bulunmaları gerekecektir. Bu etkinlikleri birlikte yapacakları arkadaş ortamının da tedbirler kapsamında sağlanabilmesi gerekir. Çocukların telefon-tablet-televizyon üçlemesine uzun ve kontrolsüzce maruz kaldıkları bu olağanüstü dönem sonrası, sosyalleşebilmelerine fırsat vererek pozitif bir disiplin sağlayabilmek onlar için dönemin travmatik etkilerinden koruyucu bir faktör olacaktır. Eğitiminin daha yoğun olması gereken özel çocuklarımızın ise becerilerinin gerilememesi ve kaybedilmemesi için bu karantina dönemini en verimli şekilde geçirmelerinin sağlanması ve sürecin son bulmasının hemen ardından destekleyici sportif veya sanatsal-sosyal faaliyetlere başvurmaları gerekir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan, özellikle dürtüselliği yüksek olan çocukların evde fiziksel antrenmanlarını mümkün olduğunca devam ettirip enerjilerini sağlıklı bir şekilde kontrol etmelerine çalışılmalıdır. Asperger veya otizm olan çocuklarımız yalnızlıktan ve bizim sıkıcı olarak gördüğümüz her günün bir diğeriyle aynı olmasından ve tekrar eden rutinlerden hiç şikayet etmeyeceklerdir. Aksine bu durum onların konforunu artıracaktır. Fakat aynı sebepten süreç sonrası adaptasyonda sorunlar yaşayabilirler. Sosyal becerilerin gerilemeden, gelişmeye devam edebilmesi için kesinlikle ev faaliyetleri özel eğitim uygulamalarına benzer şekilde sürdürülmeli, süreç sonrası da mutlaka kademeli olarak sosyal ortamlara katılmaları sağlanmalıdır. Öğrenme güçlüğü vb. yaşayan çocuklarımızın seviyelerine uygun etkinlikleri sabırla ebeveynleri ile birlikte sürdürmeleri ve süreç sonrasında özel eğitimin ve destekleyici ek uygulamaların (spor, müzikli ve resimli faaliyetler) vakit kaybetmeden başlaması gerekmektedir.   Psikolog Elif BAYRAKTAR